Türkiye’nin Demokrasi Mücadelesi ve 15 Temmuz

Türk Siyasal Hayatı’na baktığımızda, genellikle demokrasiye geçişteki hareketler dışarıdan zorlama ile olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Sultan II. Abdülhamit Han tarafından, 1860’lı yıllarda kendileriniGenç Osmanlılar şeklinde adlandıran bir grubun,Avrupa’daki Anayasal Monarşilerden etkilenmesi ile bu yönde bir baskı oluşturulmuş ve böylelikle I. Meşrutiyet ilan edilmişti. Ardından ilk anayasamız olarak bilinen Kanun-i Esasi ilan edilmişti. Sonraki süreçte I. Dünya Savaşı, ardından Milli Mücadele derken Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı geliyor.

Tek Parti dönemi Mustafa Kemal’in 9 Eylül 1923’de Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurması ile başlamış, 9 Mayıs 1935’de ise Cumhuriyet Halk Parti’si adını almıştı. Çok partili hayata geçiş kararının alındığı 1946’da komik bir uygulamaya gidilmiş ve açık oy gizli tasnif yapılmıştı. Yani, seçmen oy verirken baskı altına alınıyor ayrıca da gizli tasnif ile oylar Cumhuriyet Halk Partisi lehine yazılıyor idi. Devletin ve milletin sahibi gibi davranan Cumhuriyet Halk Partisi fütursuzca davranıyor idi. Gerçek anlamda ilk seçim sayılan 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Türk Seçmeni 27 yıllık CHP iktidarına demokratik yollar ile son vermişti. Ancak, 27 Mayıs 1960 darbesi ile Milli İrade’nin tercihine karşı silahla müdahale edilmiş, ardından da Türk Milleti’nin oyları ile seçtiği Başbakan’ı Adnan Menderes asılarak idam edilmişti.
27 Mayıs 1960 Darbesi milletin maşeri vicdanında onulmaz yaralar açmış içten içe de ‘’Neden tankların önüne kendimizi siper etmedik? Neden, meydanlara dökülerek seçmiş olduğumuz Adnan Menderes’in arkasında duramadık?’’ diyen Demokrat Parti seçmenleri, vicdan ve hakkaniyet sahibi geniş bir kitlede ciddi bir travma yaşanmasına sebep olmuştu.

12 Mart 1971 muhtırası da askerin demokrasi adına (!) yapmış olduğu seçilmişlere müdahalelerden bir başkası idi. 

12 Eylül 1980’deki Kenan Evren’in yapmış olduğu darbe için hatırlanacağı üzere ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze’nin ABD Başkanı Jimmy Carter’a ‘’Bizim çocuklar işi bitirdi.’’ diye söylemesinden de anlaşılacağı üzere, Kenan Evren ve diğer kuvvet komutanlarının ABD için çalıştıkları darbeye gerekçe olarak öne sürdüğü milli söylemlerin aslında bir yalan olduğunu göstermektedir.

15 Temmuz akşamı Türk Milleti’ne karşı yapılan darbe ve işgal girişimi de benzer şekilde arkasında ABD’nin olduğu bir örgüt tarafından organize edilmiştir. Türk Milleti bu durumun da farkındadır, Optimar Araştırma’nın 15 Temmuz Darbe girişiminden hemen sonra yapmış olduğu araştırmada; ‘’15 Temmuz darbe kalkışmasının arkasında kim/kimler var?’’ sorusuna % 36,9 FETÖ, ABD ile FETÖ % 25,2, ABD % 5,6, diğer 3,1 ve bu konuda ‘’Fikrim yok’’ diyenler ise % 29,2’dir. Bu oranlar da ‘’Mümin aynı yılan deliğinden iki defa sokulmaz’’ Hadis-i Şerifinde de buyurulduğu gibi millet irfanı ile kimin dost kimin düşman olduğunun farkındadır.

15 Temmuz Demokrasi tarihimizdeki zaferi ile yerini alarak tarihe Türk Milleti’nin zaferi olarak altın harflerle yazılacaktır.

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 15/7 Çankaya / Ankara

  • 312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik