ERGENLER ve BİZ EBEVEYNLER

Liseye ya da üniversiteye başlayacak olan öğrenciler ergenlik çağına girmiş çocuklardır. Eğer anne-baba, ergenlik psikolojisi ve gelişimi hakkında bilgi sahibi olursa, gençle fazla çatışma yaşamadan sorunların üstesinden gelmeye çalışacaktır. Hazırlıksız yakalanan anne- babalar ergenin temel davranış biçimlerini başkaldırma, asileşme ve aileden kopma olarak yorumlayacak; gençle çatışma yaşayacaktır.
 
Bu çatışma ortamı ilişkiyi daha da içinden çıkılmaz bir hale sokup zor hallere sebebiyet verecektir.
 
Artık farklı bir çağda ve zaman biriminde olduğumuz unutulmamalı. Kendi yetiştiğimiz dönemin şart ve koşulları bu devirde maalesef ki yok. Sizin, bizim ebeveyn olarak yaşadığınız dönemde yapamayacağınız olumsuzluklar, göremeyeceğiniz suç unsurları artık bu çağda çok rahat yapılabiliyor. Hayatın ya tamam ya devam kısmı lise ve üniversite sıralarından geçiyor. İyi bir gelecek hedefliyorsanız, iyi bir eğitim kurumunda olmalı ve iyi bir eğitimden geçmelisiniz. Liseye kadar okuyup gelebilmek için sadece çaba sarf etmek gerekiyor. Kimileri için hayata yönelik önemli bir geçiş noktası ve atlama taşı olan lise ve üniversite çağı bazı gençler için hayatın kararmaya başladığı dönem olabiliyor. Çünkü günümüzdeki lise ve üniversite ortamı çok farklı, bambaşka ve sizi dönülmeyecek onulmayacak yollara sokabiliyor.
 
Ergen çocuk ve ergen genç, mayınlı arazide yürüyen asker gibidir. Kız erkek arkadaşlığı bir mayındır. Kötü arkadaş, zararlı alışkanlıklar, uyuşturucu, hap ve internet hep birer mayındır. Bilgisayar oyunları, televizyon, cep telefonu öğrencinin zamanını çalan ve ders çalışmasını engelleyen tuzaklardır.
 
Bu tuzaklardan asgari ölçülerde kaçınmak ve doğru değerlendirmeler yapmak lazım. Her halükarda ergenlerimize gençlerimize sahip çıkmak gerekir. Eğer sen, ben, annesi, babası, akrabası ve öğretmeni sahip çıkmaz ise dışarıda onları sahiplenmeye hazır kem niyetli güruh o kadar fazladır ki, gençlerimizi yavrularımızı kaybetmemiz an meselesidir.
 
Ergenlik Dönemini Yaşayan Gençler Ne Gibi Davranışlar Sergilerler?
 
Kendilerini ergen çocuğun annebabası olarak hazırlamayan ebeveynlerin şikâyet konusu ettiği, ancak psikologların normal saydığı, ergenin temel davranış biçimlerini kabaca şöyle sıralayabiliriz:
 
Tedirgin ve Güvensizdir
 
Kendisinden bekleneni yapamayacağına inanır. Çabuk sevinir, çabuk üzülür, olmayacak şeylere sinirlenir, bağırır çağırır. Ne zaman nasıl tepki göstereceği kestirilemez. Kuruntuludur, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları problem yapar. Yalnız kalmayı tercih eder. Kendi sorunlarının üstesinden geleceği yanılgısına düşer sizi etrafından uzaklaştırır. Ve dış etkilere özelliklede arkadaş etkilerine açıktır.
 
 
Ev Ahalisi ile Beraber Hareket Etmezler, Aykırıdırlar
 
Süse ve giyime meraklıdırlar. Saatlerce aynanın karşısından ayrılmazlar. Erkeklerin ayakkabıları ilk alındığı zamanki boyasıyla durduğu halde, saçlar en son modaya göre kesilir. Aykırı saç tarzları ve modellerini görmeniz olağan durum haline gelir.
 
Kendi kendinize bu çocuk benim çocuğum mu? Söylentisini içinizden artık daha sık geçirir olursunuz. Bazı bazı ümitsizliklere de kapılırsınız. Yılmamak gerekir. Aslında tam da değişim noktası belki de o andır. Elimizi hiç üstünden çekmemiz gerekir. Sizinle beraber aile etkinliklerine katılmaz, beraber yemek yememek için bahaneler arar, göz teması kurmaz.
 
Bir sivilce ile saatlerce uğraşır, sinirlenir, ağlar. Boyu, kilosu, görünüşü aşırı önem kazanır. Ailelere tuhaf gelen müzikler yüksek sesle dinlenir.
 
Siz türkü dinlesin dersiniz o ne idüğü belirsiz müzikler dinler.
 
Siz saz çalsın, ney çalsın istersiniz. O gitar çalar, rock müziğe merak salar. Yabancı müzik dinler.
 
Odasının duvarları tuhaf posterlerle kaplıdır. Gizli servis bürosuymuş gibi odasına kimsenin girmesini istemez. Uzun düşler kurar, şiirler yazar, günlük tutar, ama aileden kimsenin okumasına izin vermez. Her fırsatta ailesini eleştirir. Yaşam biçimlerini, giyimlerini, konuşmalarını ve davranışlarını beğenmez. Onları geri kafalı bulur. Çevresindeki aykırı ailelerinin yaşamlarını size dayatmaya çalışır. Ve o yaşamın güzelliklerinden dem vurur.
 
Uyarılara Kulak Asmaz
 
İnadına anne-babaya ters gelen şeyler yapmaktan zevk alır gibidir. Gençlik dergilerinden veya kitaplarından ödünç aldığı görüş ve fikirleri kendi görüşüymüş gibi savunur, anne-baba ile tartışmaya girer. Sırf sizi iğreti etmek ve kızdırmak için ve aslında ben farklıyım sizin gibi düşünmüyorum demek için yanlış olduğunu bildiği halde sizin aksi görüşlerinizi pervasızca savunur. Kendine model olarak aldığı ses ve sinema sanatçıları gibi giyinir, onlar gibi konuşur ve davranır. Ancak beğendiği sanatçılar kısa sürede değişir.
 
Ergenleri en çok kızdıran şey, ailede çocuk yerine konmak, eleştirilmek ve nasihattir. Özellikle ders konusunda ve bağımsızlık arayışında eleştirildikleri, kendileri için yapılan masraflar ve fedakârlıklar sayılıp döküldüğü zaman sevilmedikleri duygusuna kapılırlar. En çok hata yapan ergenler, ailesi tarafından sevilmediği duygusuna kapılanlardır. Ergen, her şart altında, hatalı davrandığı zaman bile, sevildiğinden emin olduğunda; ailesini fırtına anında gelip sığınacağı bir liman olarak görecektir.
 
Bağımlılık
 
Ergen genç, iki büyük sorunla baş etmek zorunda kalmaktadır. Birincisi, ergenlikte yaşadığı hızlı hormonsal ve psikolojik değişikliklere uyum sağlamaktır. İkincisi çok çalışarak anne-babanın kendisinden beklediği okul başarısını elde etmektir.
 
Anne-baba ergenin yaşadığı bu fiziksel ve duygusal gelgitlerin farkında olmaz, derslerinde düşüş ve çıkışlar olacağını kabullenmez, anlayış ve sabır göstermez, onları dinlemez, sadece ders başarısına odaklanırsa, gençle çatışması kaçınılmaz olacaktır. Ailenin beklediği okul başarısını gösteremeyen, sınavlarda düşük not almaya başlayan ergenler, kendilerine olan güveni kaybederler. Kendilerini aptal, değersiz ve aşağı görürler. Geleceğe ait ümitleri kalmaz. Ümidini kaybeden genç her şeyini kaybetmiştir. Yaşamanın bir anlamı kalmamıştır. Onun için bütün yollar kapalıdır. İşte artık zayıf sevgi ve aile ortamında yetişmiş gençler ya bağımlılık olarak tabir ettiğimiz uyuşturucu, hap, tiner, alkol, bali ve diğer bağımlılıklara yönelmekte. Bazı durumlarda ise yaşamına son verme yolunu seçmekteler.
 
Kimi anne-babalar, ergen çocuğunda gördüğü davranış bozukluklarını kötü arkadaşa yükleyerek kendilerini savunurlar. Özellikle uyuşturucuya alışan veya aşırı doz alarak komaya giren gençlerin anne-babaları, kendilerini savunmak için, “Oğlum/kızım kötü arkadaşların kurbanı oldu” derler.
 
Hiçbir genç arkadaşını “kötü” olduğu için seçmez. Anlaşabilmek için aynı sorunları yaşayan, aynı aile kültüründen gelen gençlerle arkadaşlık kurar. Anne-babalar çocuklarında okul başarısındaki düşüşler dâhil, bir davranış bozukluğu gördüklerinde “Ben nerede hata yaptım?” diyerek özeleştiri yapmalıdır.
 
Her ne olursa olsun gençlerimiz, ergenlerimiz çok hassas dönemlerden geçmektedirler. Bu dönemlerde onların hem arkadaşı, hem ebeveyni olur isek bu sancılı, sorunlu ve zor dönemleri daha kolay atlatabiliriz. Aksi durumda hayatımızın sonuna kadar ben nerede hata yaptım sanrıları ile geçiririz.
 
Selam ve saygılarımla…

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik