TÜRKİYE‘nin EKSENİ KAYIYOR MU ?

 
Bir paranoya olarak Batı tarafından yalnız bırakılmak ve bir dış politika eleştirisi olarak Batı’ya sırtını dönmek söylemleri 90’lardan beri bazı uzmanlar tarafından dillendiriliyor. Son yıllarda her olayda farklı bir şekilde eleştirilen Türk dış politikasında gerçekten de bir eksen kayması var mı?
 
Yoksa Birileri Nasıl Görmek İstiyorlarsa Öyle mi bakıyorlar?
 
Bu söylemler iyi niyetli söylemler mi, yoksa art niyetli mi?
 
Bu çıkışların nedeni iç menşeili mi, yoksa dıştan gelen tazyikat mı?
 
Son dönemde Türkiye’nin en çok tartışılan konularından birisi ülkenin dış politika ekseninde bir kayma olup olmadığı. Bazı Batılı ülkeler de bu konuda endişelerini dile getiriyor. Hatta ülkemizi ciddi anlamda eleştiriyor. ABD, AB ve bazı Batılı sözde büyük ülkeler, Türkiye Cumhuriyeti’ni hizaya getirmek için çeşitli argümanları kullanıyorlar. Ve bu argümanları kullanırken de ülke içindeki ve dışındaki iş birlikçilerini kullanmaktan geri durmuyorlar.
 
Evet, eksenimizde onlara göre ufak tefek sapmalar olabilir. Ancak bu eksenimizdeki sapmaların olması yeni mevsimlerin ve yeni oluşumların doğması içindir. Birilerinin Türkiye’nin ekseninin kaydığını ifade etmesinin ardındaki gerçek aslında şudur. Türkiye bizim eksenimizden çıkıyor endişelerindeler. Eskisi gibi ne dersek onu yapsın. Akıllı çocuk olsun. Kolluk güçleri, başkomutanından değil benden talimat alsın. İcazet için ülke ülke gezilsin istiyorlar.
90’larda Avrupa treninin kaçtı, kaçıyor hezeyanları ile bizi belli bir noktada tutup Avrupa’nın soyut olan ve bizi bizden götüren, milli dinamiklerimizi yok eden, dış politika söylemleri ile laiklik kıskacı içine sıkıştırıp dilediklerini kral yapıp; dilediklerini de esfeli safiline göndermekten çekinmeyen sözde bu politik ve uluslararası uzmanlar; şimdilerde de başka başka fanteziler üreterek, eksen eğikliği yaftası ile Türkiye’yi zorlama derdindeler.
 
Peki, Bu Söylemlerin Sebebi Nedir?
 
Aslında bu atakların en önemli sebebi, Türk dış politikasını izah etme çabalarında öne çıkan indirgeyici ideolojik ve kimliksel açıklamalardır. Bu eğilim Türk dış politikasını Ortadoğu’daki ülkeler ile ilişkilerini güçlendirmek istediğinde İslamcı, İran ile nükleer anlaşma sağlamaya çalışılırken İrancı, Suriye ile sıfır problem politikası takip ederken Şam-Tahran eksencisi…
 
Rusya ile ticaret yaparken Avrasyacı, Suudi ve Körfez liderleri ile yatırım görüşmeleri yaparken Suudçu, Suriye’deki rejimin düzenlediği katliamlara müdahale çağrısında bulununca Sünnici, Mısır’daki darbeye karşı tavır alınca İhvancı, Balkanlar’da pro-aktif politika izlediğinde Osmanlıcı olarak adlandırılabilir.
 
Son on beş senedir, sürekli olarak Türkiye sırtını Batı’ya dönecek, Türkiye’nin ekseni kayıyor, Türkiye Batı’dan uzaklaşıyor gibi vehimler yaşayan uzmanların derdi bu vehimleri, tabana da yayıp karşılık bulmaktır
 
Sürekli olarak Batı tarafından terk edilme korkusu, içine kapalı bir sistem ve paranoyak tehdit algılamaları ile birleşince ortaya bu kaygılar içinde var olmaya çalışan bir dış politika ve kendine güvensiz bir ülke çıkacaktır.
 
Bu durumda özellikle AB ile oldukça sağlıksız ve fazlasıyla inişli çıkışlı bir ilişki ağı meydana getirmesinin en doğal sonucudur. Türkiye’de AB ile ilişkilerde 1990’lı yıllarda yaşanan bu ilişki modelinin benzeri, bir süredir ABD’de, Türkiye üzerine çalışan bir kısım uzman ve gözlemcide de hâkim.
 
Son 12 senedir ABD merkezli yazılan Türk dış politikası analizlerine bakıldığında bu marazi durum kendini ortaya koyuyor. Bu analizlerin bir kısmı sanki Türkiye’nin AB trenini kaçırma kaygısını üzerine almışçasına bu sefer de Türkiye’nin Batı dünyasına sırtını dönüp ve özellikle de ABD ekseninden uzaklaşarak başka bir dış politika oryantasyonu benimseyeceği endişesini taşıyor.
 
Dünya Beşten Büyüktür
 
İşte o zaman bu söylemleri dillendirdiğinizde, bu söylemleriniz ile birçok devlete umut ışığı olduğunuzda sorunlar başlıyor.  O vakit işte sizi çeşitli kaymalarla suçlayacaklardır. Bu kayma dedikleri aslında onların yörüngesi olmaktan çıkmanızdır. Ayaklarınızın nispeten yere basmasıdır.
 
Ben Türkiye’yim,
Ben Osmanlı’yım,
Ben Selçuklu’yum,
 
Ben Mazlum milletlere umut ışığıyım… Dediğiniz zaman, sözde çağdaş Batılı ve medeni ülkelerin tüyleri diken diken oluyor. İşte mesele tam da burada başlıyor.
 
Size karşı ABD, AB, Batılı Devletler, Yahudilerin tertip ettiği gizli örgütleri, Gezi Ruhu, terör örgütleri ittifak etmişçesine koro halinde bu olguyu üzerinize yapıştırmaya çalışıyorsa.
Biliniz ki tüm şer odakları karşınızda ise doğru yoldasınız demektir.
 
Selam ve saygılarımla...
 

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik