ANADOLU‘nun DEĞERİ ANADOLU‘nun DEĞERLERİ

Anadolu’nun Değeri

Anadolu… Tarih dolu, kültür dolu, değer dolu… Anadolu; tüm insanlığın yolu… Anadolu… Müslüman Türkün Batı’ya uzanan kolu… Anadolu… Mücevherle donanmış sağı solu… Dünya’nın coğrafi yapısı ve iklim şartlarına bakıldığında, Anadolu’nun ne kadar kıymetli bir toprak parçası olduğu kolayca anlaşılır. Dünya’nın incisi, vatanların birincisidir Anadolu. Belki de Dünya’nın en güzide merkezidir Anadolu. Mahallenin en güzel kızıdır Anadolu. O sebepledir ki herkesin gözü bu topraklarda. Herkesin gizli aşkıdır Anadolu.

Anadolu, dört mevsimi bir arada yaşatan iklimiyle; iştah açıp parmak ısırtan çeşit çeşit yemişiyle; yüce yüce dağları, coşup akan sularıyla, rengârenk kumaşlar gibi serilip yatan verimli topraklarıyla, her biri asırlar öncesine ait tarihi eserleriyle; güneşi, yıldızı, denizi ve eşsiz doğasıyla; her bir yöresinde yaşayan güzel insanlarıyla; toprağın altında yatan ecdadın duasıyla başlı başına değerli bir diyardır Anadolu.

Anadolu’yu anlatmaya kelimeler yetmez. Anadolu anlatılmaz, anlatılamaz. Ancak, onda yaşanır. Ne büyük bir bahttır Anadolu’da doğmak ve yaşamak. Sibirya steplerinden yola çıkıp diyar diyar dolaşarak en sonunda Anadolu’yu yurt tutan ecdadımıza ne kadar dua etsek azdır. Ecdad, belli ki toprağın değerini bilmiş ve bu aziz toprakları vatan eylemiş. Evet…

Neresinden bakarsak bakalım, Anadolu çok değerli bir Vatandır. Bunu bilen yerli ve yabancı uğursuzlar, bizlere bu topraklarda bir türlü rahat vermiyorlar. Bizi bu topraklardan koparmak için boşuna fitne çıkartıp duruyorlar…  Bize düşen görev öncelikle bu aziz vatanın değerini bilmek ve sonra da değerlerimize sarılmaktır.

Anadolu’nun Değerleri

Anadolu; değerli insanlar diyarıdır aynı zamanda… Anadolu hem kendisi değerli bir vatan hem de değerli insanlara mekândır. Bir toprağı vatan yapan o toprağın altında yatan ve üzerinde yaşayan insanlardır. İnsan ise, değerleriyle var olur ve değerleriyle yaşar. Değerler, insanı değerli kılan üstün özelliklerdir. Değerler eğitimi ise, üstün nitelikli bireyler yetiştirme sürecidir. Bu sürecin bireysel boyutları yanında toplumsal boyutları da mevcuttur. Nitekim eğitim nitelikli bireyler yetiştirirken nitelikli bir toplumun da temelleri atılmış olur.

Değerler eğitiminin toplumsal boyutu, aynı zamanda insanoğlunun hayat serüveni demektir. İnsanoğlunun fani ömründe faydalı ve kalıcı işler yapabilmesi, şu beş basamağı hakkıyla geçmesine bağlıdır. 5B formülü olarak adlandırabileceğimiz bu basamaklar aynı zamanda insanın hayat basamaklarıdır. Bu basamaklardan en başta geleni ve en önemlisi bireyin Yaratıcı’yla ilişkilerinin toplandığı Hâlık Basamağıdır. Öncelik; Sahibimizle olan ilişkilerimizin dengede ve sağlıklı yürütülmesidir. İkinci basamak Birey Basamağı olup bireyin kendi kendisiyle kuracağı iç dengesidir. Üçüncü basamak Aile Basamağı olup aile saadetini ve huzurunu içerir. Dördüncü basmak Maişet Basamağı olup iş hayatındaki gayret, denge ve düzeni içerir. Beşinci basamak Toplum Basamağı olup insanlar ve hayatla kurulacak sağlıklı ilişkileri içerir.

Değerlere sahip bir kimsenin duygu, düşünce, değer ve davranışlar bakımından farklı ve üstün bir konumda olması gerekir. Bu 4 önemli kavram 4D formülü olarak adlandırılabilir. Kalbin güzelliği ve temizliği, duyguları safiyetli hâle getirir. Kalpte tertemiz duygular yaşarsa, beyin onları güzel düşüncelere ve değerlere dönüştürür. Düşünce ve değerlerin dışa yansıması ise, davranışları oluşturur. Bu dört unsuru temiz ve dengeli tutabilen bireyler ise, her konuda duyarlık kazanır.

İnsani, ahlaki, kültürel, ruhsal, toplumsal ve evrensel boyutlarda oluşabilen duyarlıklar, insanın bireysel ve toplumsal hayatına kalite getiren, yaşamaya anlam katan değerlerdir. Sevgi, saygı, adalet, cesaret, hakkaniyet, temizlik, nezaket, hoşgörü, yardımseverlik, hamiyetperverlik, dürüstlük,       kahramanlık, vatanseverlik, mertlik,       dindarlık, kanaatkârlık, tutumluluk, konukseverlik, hayırseverlik,      namus-şeref, ciddiyet    ve ağırbaşlılık, çalışkanlık, sıcakkanlılık,           diğergamlık,cömertlik,alçakgönüllülük ve iç temizliği” vb. genel kabul görmüş toplumsal değerlerdir. Sayılan bu değerlerin merkezinde hep insan vardır. İnsan ise, bir toplumda yaşar ve yaşadığı toplumdan etkilendiği gibi ona değer de katar.  

Arap yazarlarından Cahiz, “Türklerin Faziletleri” adlı kitabında Türklerin erdemlerini şöyle sıralar: “Türk, vatanını sever, harp sanatında ustadır; şerefli, faziletli, dindar ve       yabancıya saygılıdır. Devlet kurucudur, savaş dışında hile ve hud’a        bilmez,            sözüne  sadık,   vefalı,   insaflı,  anlayışlı, vakur, edepli,  cesaretli, savaşta usta, savaştan kaçmaz, namuslu, adam kandırmaz...”

Ahiliğin yazılı kaynaklarından olan “Fütüvvetnâmeler”de Türklerin ahlâkî değerleri şöyle sıralanmıştır: “Doğruluk, cömertlik, dostluk, sadakat, kanaat,          takva,   tefekkür, vefa,   ilim, amel, sabır, ihlâs,  sır saklamak, yalan söylememek, zina yapmamak,       hırsızlık            etmemek, hocalara ve  büyüklere saygı göstermek, insaf etmek,           ayıbı örtmek,   çiğ söz            söylememek, kötü söze cevap vermemek, herkese iyilik yapmak, misafiri sevmek,          din farkı gözetmeksizin herkesi değerli görmek…”

Anadolu insanı işte bu değerlerin içine doğar. Değerleri öğrenir ve yaşar. Varlığını ve benliğini değerleriyle sürdürür. Onun alametifarikası da bu değerlerdir. Aşağıda Anadolu insanının mayasını oluşturan kimi değerler üzerinde kısa kısa durulacaktır.  
                       
En önemli gıdamız ise sevgidir. Mevlana, ne kadar da güzel söylemiş: “Sevgi acıları tatlandırır, bakırları altın eder, dertler sevgiyle şifa bulur, sevgi ölüleri diriltir, padişahları kul köle eder.”

Sevgi, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biridir. İnsan hayatı boyunca sevgiye ihtiyaç duyar. Çünkü insan sevgiyle yaratılmıştır. Sevgi acıyı bal eder, aşılmazı yol eder. Sevgisiz hayat, tatsız tuzsuz aş gibidir. Sevgi karşı tarafı anlamaktır. Sevgi, kalbimizi başkalarına açmaktır.

Anadolu toprağı sevgiyle yoğrul bir hamur değil midir? Her nerede sevgi varsa, başarı ve zenginlik orada kendiliğinden var olur. Demek ki hayat paylaşıldıkça güzeldir! İşte Anadolu biraz da sevginin oymağı olduğu için değerlidir ve çok sevilir.

Saygı

Saygı, insan ilişkilerini düzenleyen bir duygudur. Saygının olmadığı yerde olumlu ilişkiler kurulamaz. Bu bakımdan saygı, hayatın her karesinde bizi mutluluğa götürür.
İnsanların arasındaki duygu, düşünce ve davranış düzeni bazı değerlerle sağlanır. İki insan arasındaki temel ilişki değerlerinin başında “saygı” duygusu yer alır. Saygı olmadan güven duygusu da oluşmaz. O bakımdan her türlü iletişimde saygıyı esas almak gerekir.

Hoşgörü

İnsan, mükemmel yaratılmış bir canlıdır. Ne var ki zaman zaman hata da yapabilir. Hoşgörü olmazsa hayat, çekilmez olur. Hayat, insana hatalarını öğreterek onu geliştirir. Hoşgörü yaşanılarak öğrenilen bir duygudur. Hoşgörüyü yaşayarak öğrenen bireyler, başkalarına karşı daha hoşgörülü bakabilirler. İşte Anadolu… hoşgörünün hoş görmenin hoş yaşamanın beşiği değil midir zaten?

Çevremizdeki insanlarla iyi geçinmenin yolu, onlara hoş bir nazarla bakmaktır. Biz onlara güzel bakarsak, onlar da bize güzel bakarlar. Böylece aramızda güzel ilişkiler oluşur. Bu sayede istenmeden yapılan hatalar da hoş görülebilir. Sevecenlik ve hoşgörüden yoksun insanlar kozasını örüp içinden çıkamayan ipekböceği gibi yaşarlar.

Tevazu

Her insanın kendine özgü duygu ve değerleri vardır. Bu duygu ve değerlere özen göstermek gerekir. Her zaman kendimizi ön planda tutmak, bizi sevimsiz kılabilir. O açıdan tevazu sahibi olmakta büyük yarar vardır. Tevazu, “Alçakgönüllülük; gösterişsizlik” anlamlarına gelir.

Alçakgönüllülükte gurur ve kendini beğenme yoktur. Mütevazı insan, kendisini, olduğu gibi görür ve karşısındakine değer verir. Gururlu kimse gerçekte zayıf olan tarafını saklamaya çalışırken, mütevazı insan, kendisindeki değerleri gösterme ihtiyacı duymaz. Anadolu’muz, tevazu hamuruyla yoğrulmuş bir vatandır.

Nezaket

Başkalarına karşı saygılı ve incelikli davranma, “incelik, naziklik, zarafet” olarak adlandırılan nezaket, bir anlayış biçimi, bir tutum, zihin ve kalplerde yaşayan bir değerdir. Nezaket, bilgi ve erdem yönünden olgunluğa erişen kişilerin davranışında görülür. Gelenekler çerçevesinde biçimlenen nezaket, eğitimle belli kalıplara dönüştürülerek insan ilişkilerinin temel belirleyicilerinden birisi olur. Yine geleneklere uygun sözler ve davranışlarla kişinin çevresinde yarattığı etki olarak ifadesini bulan incelik değeri ise, nezaketin estetikle buluştuğu noktadır.
 
 
Merhamet

Bir başka değerimiz ise merhamettir. Merhamet bütün canlılara özgü bir duygudur. Ancak insanoğlundaki merhamet duygusu daha bilinçli ve baskındır. İnsanları diğer canlılardan ayırmasının yanı sıra bu duygu bireyler arasındaki iletişime yansıdığında ortaya dürüst ve içten etkileşimler çıkar. Merhamet duygusunun hayattaki yeri bu nedenle çok önemlidir. Merhametli olmak, anlayışlı olmayı getirir.

Anadolu, merhametin yaşandığı diyardır. İşte bir Anadolu öğüdü: Dağda gez belde gez; ama merhameti elden bırakma!

Diğergamlık (Empati)

Hayatın her karesinde başkalarıyla birlikte olma ihtiyacımız vardır. Bu bağlamda, başkalarını da düşünmek, empati kurmak, önemli bir üstünlüktür. Kendimizi karşıdakinin yerine koymak, onları anlamaya çalışmak sağlıklı iletişim için gerekli önceliklerdendir. Bencil, hâlden anlamaz bir kişiyle iletişim kurmak çok zordur. Bütün bunları yaparken de doğal ve sempatik olmak, iletişim yolunda önemli bir üstünlük sağlayacaktır.
Araştırmalara göre, duygudaşlık dediğimiz durum, birilerini anlama yeteneği, beynimizin temel işleyiş mekanizması içinde zaten yer alıyor. Yani, iletişim kurmak, başkalarının söyledikleriyle/yaptıklarıyla ilgilenmek insanoğlunun sadece psikolojik bir tercihi değil, aynı zamanda biyolojik bir ihtiyacıdır.

Adalet

Fransızların büyük yazarı Victor Hugo: “İyi olmak kolaydır, zor olan dürüst ve adil olmaktır.” demiştir. Adalet, “hak ve hukuk gözeterek davranma, adil olma” demektir. Adalet hem bireyler hem de toplumlar açısından çok önemlidir. Adalet anlayışının yerleşmediği toplumlarda düzensizlik baş gösterir.

Her konuda olduğu gibi iletişimin daha sağlıklı kurulabilmesi de, insanlara bakış açımızla ve olayları değerlendirme terazimizle ilgilidir. Sağlam bir temel üzerine oturtulmak istenen düşünceler, adalet duygusuyla yoğrulmalıdır. Adalete dayanmayan fikirler, kalıcı çözümler üretemez.

Adalet, hayatımızın her anında göz önünde bulundurmamız gereken bir erdemdir. Adalet aile, okul, iş gibi hayatımızı çepeçevre saran bir ihtiyaçtır. Adalet duygusundan yoksun kalırsak, huzurlu olamayız.

Hakkaniyet

Bir diğer değerimiz ise hakkaniyettir. Hakkaniyet, “hak ve adalete uygunluk, doğruluk”tur.

Adaleti sağlama ya da adil olma, ancak insanlara hakkaniyetle davranmamızla mümkün olabilir. Hakkaniyetli olmak, yalnızca insanlar arası ilişkiler için geçerli değildir. Dolayısıyla hakkaniyet duygusu, hayatımızın her anında gerekli yöntem ve yollardan biri olmalıdır.

Her işimizde, her davranışımızda, her sözümüzde “hakkaniyeti” esas almak, hakkımıza razı olmak, kimsenin hakkına göz dikmemek gerekir. Kendisi kadar başkalarının haklarını da gözeten -hatta başkalarının haklarını daha da önde tutan- bireyler, çevrelerince sevilir. Böyle insanlar hayatın her bölümünde başarıya ulaşırlar. Hakka hukuka saygılı bireyler, hem iletişimde hem de insan ilişkilerinde doğal başarıya sahip olacaklardır.

Doğruluk

Bir Japon Atasözü der ki: “Yalan dörtnala gider. Hakikat ise adım adım yürür fakat yine de gideceği yere vaktinde yetişir.”
Dürüstlük, hayatta sağlıklı, huzurlu ve başarılı olmanın en temel ilkelerindendir. İnsan kendi iç dünyasında, kendisiyle baş başa iken dahi dürüst olmalıdır. Hiçbir başarı tesadüfen elde edilemez. Edilmiş gibi görünse dahi, kalıcı olmaz. Gerçek başarı, dürüstlüktür.

İnsan ilişkilerinde ve iletişimde karşılıklı güvenin özel bir yeri ve önemi vardır. Güven olmadan sevgi de saygı da sadece lafta kalır. İnsan evvela kendisine sonra da dürüst insanlara güvenir. Güven ve dürüstlük, hayatın özüdür.

Çalışkanlık

Bir başka önemli değerimiz ise çalışkanlıktır. İnsan hem yaratılışı bakımından hem de ihtiyaçları dolayısıyla çalışmak zorundadır. Çalışkan insanlar, kendi ihtiyaçlarını karşıladığı gibi başkalarına da yardımcı olurlar. Bunun yanında toplumca da sevilirler.

Toplumların huzura kavuşabilmesi, bireylerin çalışma arzusu ve verimliliğine bağlıdır. Çalışmak, yalnızca bireyin her anlamda rahatlığa kavuşmasını sağlamakla kalmaz, toplumun genelini de etkiler.

Çalışmak, bireye sistemli ve doğru yaşamayı, zamanı iyi kullanmayı, kendi iş alanında uzmanlaşmayı öğretir. Bireyin toplum içinde itibar kazanması da çalışkanlığı ile doğrudan ilişkilidir.

İşine bağlı, çalışkan ve azimli insanların etraflarında daha olumlu algılandıkları gerçeğini hemen fark ederiz. O halde çalışmak ve çalışkanlık, diğer insanlara kendimizi anlatmanın en iyi yöntemlerinden biridir. Çalışkan insanlar işlerinde başarılı olurlar.

Sonuç

Milletimizin asırlar boyunca oluşturduğu, süzülmüş bal misali olan daha nice değerlerimiz vardır. Biz sizin ağzınıza sadece bir parmak bal çaldık. Devamını arzu eden Anadolu’yu karış karış gezmelidir. Anadolu’yu Anadolu yapan değerleri ve oradaki değerlerini yitirmemiş insanları tanımadan Anadolu anlaşılmaz vesselam… 

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik