Fecr-i Sadık

 Bilişim ve teknolojik gelişmeler göz kamaştıracak niteliktedir. Yollar kısalmış, kıtalararası mesafeler daralmış, sosyal medya üzerinden iletişim saniyelere düşmüş ve dünya bir haneye dönüşmüştür. Bu oranda da düşünce ve psiko-sosyal etkinlik yaygınlaşmış ve hızlanmıştır.

İslam'ın öngördüğü 'hayat bir yardımlaşmadır' düsturu yerini 'hayat bir mücadeledir' anlayışına bırakmış, büyük balığın küçük balığı yutması yaşam felsefesi haline gelmiştir. Aylar süren sınırlararası müdahalelerle gerçekleştirilen yönetim değişiklikleri, ışık hızındaki mesajlaşmalara yerini bırakarak iktidarlar değiştirilmekte, ülkeler işgal edilmektedir.

Eskiden güçlü ülkeler, uydurdukları farklı enstrümanlarla karar verdikleri ülkeleri işgal ederek sömürürlerdi. AB/D (ABD ve AB ülkeleri), Cehennemtopu ve kimyasal silahlar ürettiği bahanesiyle, yıllarca palazlandırdığı Saddam'ı halkındanizole ettikten sonra bertaraf etti. Saddam'dan kurtardığı halka, 'Demokrasi getireceğiz' diyerek Irak'ı işgal etti ve kendi diktatörlüğünü kurdu. Zengin kaynaklarına elkoyduktan sonra, vaadettikleri demokrasi yerinediktatörlüğü getirmekle kalmadı, etnik ve mezhepsel çatışmalara sürükleyerek bir kaosun kucağına attı ve kan gölüne çevirdi.Irak'ı hala sömürdüğü gibi, bıraktığı kaos, kan ve gözyaşı da hala devam etmektedir.

Ne var ki, çoğu zenci olmasına rağmen 4000 askerini tabutlar içinde ABD'ye taşımak işine gelmedi. Daha kârlı ve az riskli formüller bulunmalıydı.

İslam Dünyası'nda faaliyet gösteren bütün terör örgütleri eksantrik ve pragmatiktir. Bu ampirik bir realitedir. Eskiden terör örgütleri, yöneticilerin iradesi dışında illegal kurulur ve ileri sürdükleri gerekçelerle yönetim ve yöneticilere karşı mücadele ederlerdi. AB/D bunu tersine çevirdi ve kendisi FETÖ, PKK/PYD, el-KAİDE, IŞİD vs. terör örgütlerini kurarak kendi hegemonyasını kurmak istediği ülkelere karşı kullanmaya başladı. Bu, çok daha kârlı bir yöntemdir:

1. AB/D yerinden kımıldamadan savaşı uzaktan kumandayla yönetiyor.

2. Savaşla harcayacağı masrafın %1'ini bile harcamıyor.

3. Kendi vatandaşının bir tek ferdini riske atmıyor.

4. Ortada görünmediğinden işlediği yüzbinlerce cinayetle suçlanmıyor.

5. Örgütlere verdiği destek karşılığında sessizce, alttan alta ülkeleri sömürüyor.

6. Örgüt/lereliyle döktüğü kan ve sağladığı sömürüyü 'demokrasi' ve 'insan hakları' palavrasıyla kamufle ederek 'kahramanlık'a dönüştürüyor.

7. Kardeşi kardeşe öldürterek rant sağlıyor. Her öldürüleni karşı tarafı daha da saldırganlaştırmakta kullanıyor.

8. Her iki tarafı da zayıflatıp güçsüz hale getirinceye kadar ikili oynayarak savaşı sürdürüyor. İşine geldiği zamanda, işine geleni kazandırarak 'demokrasi' ve 'insan hakları' çığlıkları atarak ülkenin zenginliklerine sessizce el koyuyor.

Afganistan'a, Irak'a, Beyrut'a, Libya'ya ve son olarak Suriye'ye bakılabilir. Hepsinde entrika aynı, sonuç aynı:Kazanan AB/D, kaybeden Müslümanlar olmuştur.
Sn. Erdoğan bu oyunu bozarak deşifre edince AB/D'nin hedefi oldu.

Sn. Erdoğan'ın formüle edip kodladığı iki 'hayal'i bulunmaktadır:

1. İslam dünyasının tabanını harekete geçirmek, uyandırmak, bilinçlendirmek ve olgunlaştırmak. Uyandırdığı bilinmektedir. Bilinçlenip olgunlaşması halinde halkların kendileri harekete geçecek ve başlarındaki kukla yöneticileri temizleyecektir. Bunun gerçekleşmesi halinde İslam Dünyası tek çatı altında toplanmaya adım adım ilerleyecek ve birliğini gerçekleştirecektir. 'Türk' usûlü Başkanlık Sistemi'nden okunması gereken 'İslamî' usûl Hilafet Sistemi' olmalıdır. Bu uzak ve ütopik bir hedef değildir; aksine İslamî şuurlanmanın mecrasında akışının doğal ve otantik sonucudur. İslam ülkeleri, kendi öz değerleriyle bir evalüsyon sürecine girecek ve kendi değerleriyle kendi kökleri üzerinden yükselecektir. Tarihsel strüktürü bunu gerektirmektedir.

AB/D'nin huzurunu kaçıran, dünya hakimiyeti ütopyasını suya düşüren ve Erdoğan realitesini fobiye dönüştüren bunun bir hayal değil, gerçeklik olduğudur. Bu behemahal gerçekleşecek ve dünyanın yönetim merkezi Wasington'dan Ankara'yaveya İstanbul'ataşınacak ve Türkiye dünyanın yeni prototipi olacaktır.

Dünya yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin %70'i İslam coğrafyasında olmasına rağmen, Batı emperyalizminin beslendiği kaynak,ne yazık ki iki milyara yaklaşan Müslüman nüfusun Batı üretim mamullerine olan bağımlılığı ve tüketiciliğidir. Küçücük bir telefon çipinin bir savaş uçağından daha fazla girdi sağladığı bir gerçektir.Bir telefon, bir leptop da öyle...

Birliğinin sağlanması halinde, bir yandan İslam Dünyası bir ortak pazara dönüşerek hem girdisi, hem çıktısı aynı havzada dolaşacakken, diğer yandan Batı iki milyar tüketiciyi kaybetmekle ekonomik ve psiko-sosyal çöküntü yaşayacaktır. Refaha alışmış bir Batı toplumunun kemerleri kısmak zorunda kalması bile sosyal patlamalara, iç çekişme ve çatışmalara neden olacak ve çöküşünü hazırlayacaktır.

Sn. Erdoğan ve Türkiye'nin güçlenmesinin AB/D'de fobi haline gelmesinin temel nedenlerindenbirisi budur. Diğeri de şudur:

2.Gayr-i Müslim dünyanınstatikleşen beyinlerini sarsmak ve şuur altındaki insanî duyguları harekete geçirerek Batı emperyalizminin masumların kanlarıyla beslenen bir vampirden başka bir şey olmadığını göstermek. 'Dünya beşten büyüktür' haykırışı, sık sık Batı'nın ikiyüzlülüğünü vurgulaması, çifte standartlığının altını çizmesi, terör örgütlerinin arkasında durduğunuzihinlere enjekte etmesi, lokalik bir siyasî söylemin ötesinde evrensel birer mesaj niteliğini taşımaktadır.

İsrail Gn. K. Başkan Vekili Gnr. Yair Golan'ın, "Erdoğan yönetimde kaldığı sürece Türkiye 'sorunlu bir kurum' olacağını" söylemesi, Sn. Erdoğan'ın etkisinin bir itirafıdır. Aynı generalin, "Günümüz İsrail'inde, Nazi Almanyası'ndaki mide bulandırıcı süreci andıran işaretler var" demesi de Sn. Erdoğan'ın yıllarca AB/D ve İsrail'in zulmünü dile getirmesinin bir sonucudur.

Aynı general, "Özellikle Müslüman Kardeşler'in etkisi altında güçlü İslamî tercihi olan bir parti tarafından yönetildiği sürece Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın muhalefetine maruz kalınacağı açıktır" ifadesiyle, Sn. Erdoğan'ın İslam alemi üzerindeki etkisini veBatı Dünyasının kalbine saldığı korkunun tesbitiniyapmaktadır.

Sn. Erdoğan, afakî konuşmuyor. Kodlarını belirlemeden 'hayal' kurmuyor. 'Hayal'lerini bir yandan sağlam, geçerli ve görünür verilerletemellendirirken, diğer yandan kendisini bu cesarette konuşturan sağlam bir altyapıya dayandırmaktadır. Düne kadar GSMH'ı, AB/D'nin kollarıyla sardığı ülkeleri esaret pençesine alan ahtapot İMF'nin borcuna yetmeyen Türkiye, bugün o kolları kesen, ona borç verme konumuna gelen; dünyanın en büyük projelerini gerçekleştiren; silah sanayiinde %70'lerde bağımsızlığını kazanarak dünyanın en gelişmiş tank ve toplarını üreten; NATO'ya restini çekebilen; G20'nin arasında yer alan ve kompkeksini kırdığı iki milyara yakın Müslüman'ın 'umut' olarak gördüğü, saygı duyduğu ve gönülden bağlandığı bir ülkenin daha da güçlenmesine AB/D izin vermez, veremezdi.
AB/D, Türkiye'nin önünü kesmek için, konjöktöre uygun devreye soktuğu entrikalarla amaçlarına ualaşamayınca 1970'lerden beri bir BOP projesi olarak 160 ülkede kurduğu, Müslümanların en kutsal duygularını istismar ederek topladığı 'himmet paraları'yla beslediği ve geliştirdiği en güçlü enstrümanı olan Türkiye merkezli FETÖ'yü devreye soktu ve Türkiye'yi işgale kalkıştı.

15 Temmuz gecesi milyonlarca insanımız kan ve canları pahasına savaş uçaklarına, tanklara, toplara karşı kahramanlık destanı yazmasaydı; din-millet-vatan haini işgalcilereDUR! demeseydi ne olacaktı?

15 Temmuz gecesinde yaşananlar ve hainlerin telsiz ve mesajlaşmalarına yansıyanlar nelerin olacağını ortaya koymaktadır:

1. Başta Sn. Cumhurbaşkanı olmak üzere Başbakan, onlardan olmayan bakanlar, parti genel başkanları, milletvekilleri, üst düzey bürakratlar, adlî kadrolar, komutanlar, üstdüzey emniyet ve güvenlik güçleri infaz edilecekti.

2. Bütün kamu kuruluşlarına el konulacak, terör örgütü mensuplarına peşkeş çekilecek;mensup olamayanlar ya idam edilecek veya hapse atılacaktı.
3. Merkez Bankası'na el konulacak ve altın rezervinin büyük bir kısmı Pensilvanya'ya taşınacaktı.

4. İş adamları tutuklanacak, sanayi tesislerine el konulacaktı. Böylece Türkiye'yi bağımlı hale getirmek için ekonomi çarkı durdurulacak ve yıllarca belini doğrultamayacak hale getirilecekti.

5. Ele geçirdikleri TRT ve FETÖ örgütüne mensup medya dışında bütün iletişim kanalları kapatılacak, halkın haberalma hakkı elinden alınacak; FETÖ’cü olmayan basın mensupları kurşuna dizilecekti.

6. Vatanperverlerin haberleşmemeleri için internet bağlantısı ve GSM iletişimi kesilecekti.

7. Bankalara el konulacak ve rezervlerinin büyük bölümü kaçırılacaktı.

8. Polis, hakim ve savcılar devre dışı bırakıldığından, katil ve canilere hesap soracak kimse olmayacaktı.

9. Boğazlarele geçirilecek ve Sevr'e benzer bir statüyle asırlarca sürecek anlaşmalarla peşkeş çekilecekti.

10. Üçüncü Havalimanı, Kanal İstanbul gibi Türkiye'yi kalkındıracak ve ahtapot kollarından kurtaracak bütün büyük projeler iptal edilecekti.

11. On bin IŞİD militanı Suriye'den; kat kat fazlası Şiî milislerdoğudan; İngilizler Kıbrıs üzerinden; Ermeniler kuzeyden; AB/D Türkiye üzerine saldığı IŞIDi temizleme bahanesiyle içerden işgal edeceklerdi.

12. PKK özerklik ilan edecek ve Türkiye'yi ikiye bölerek doğu ve Güneydoğu bölgelerini İsrail'e peşkeş çekecekti.

13. Zemin hazırlandıktan bir ay sonra FETÖ’cülerin 'Mesih'i/Mehdisi' üç milyon kişi tarafından Atatürk Havalimanı'nda karşılanacaktı.

14. Bir anda Suriye'deki savaş duracak, DAİŞ ortadan kaybolacak, Irak'taki çatışmalar bitecek, PKK/PYD diye bir şey kalmayacaktı.

15. AB/D ve Rusya masaya oturacak, İslam ülkelerinin sınırları yeniden çizilecekti. Sınırları değişen, değişmeyen her ülke boyun eğecek; zahiren bağımsız görünse de gerçekte sömürge konumuna sokulacaktı.

16. Ve yeni bir iki yüz yıllık plan çizilecekti...

Kadir-i Mutlak olan Allah hainlerin planlarını ters-yüz etti ve kurdukları tuzaklarında boğdu. Hainler, %52 halk iradesiyle Cumhurbaşkanı olan Erdoğan'ı ortadan kaldırmak isterlerken, onca entrikalardan sonra halkının ona desteği %72'lere çıkıyordu. Sn. Erdoğan 'dövüldükçe parlayan' ve güçlenen bir lider olarak hainlerin karşısına dikiliyordu.

Belki bu dünyada sadece Sn. Erdoğan'a nasip olan bir İlahî payedir.

Sn. Erdoğan'ı en az anlayan ülke Türkiye'dir. Başta AB/D olamk üzere bütün dünya Sn. Erdoğan'ı ve 'hayal'lerini anlamasına rağmen biz anlamamakta direniyoruz. Dünya onu, dünyaya önderlik yapabilecek, dünya düzenini yeni kodlarla yeniden dizayn edebilecek bir lider olarak görürken, bizler hala paralotik bir algıyla onu egosantrik bir istikbal peşinde koşan bir siyasetçi olarak görüyoruz.

Çoğumuzun algısal kapasitesi bir arpa boyunu aşmamaktadır.

İnsan, kendisinin büyüklüğü, küçüklüğü oranında hayal kurar. Büyük insanlar büyük düşünür, büyük hayaller kurarlarken küçük insanlar kendileri kadar küçük hayallerin peşinde ömürlerini tüketirler.

Küçük insanlar, büyük insanları ve kurdukları büyük hayallerini anlayamadıklarından,onların serap peşinde koştuklarını sanır, hatta eleştirirler.

Uzun bir Adam,gerçekleşmesi-belki-uzun zaman alacak büyük bir 'hayal'in peşinde koşuyor. O hayalini gerçekleştirmek içinaklıyla, ruhuyla, diliyle, bedeniyledidiniyor, çırpınıyor, konuşuyor, haykırıyor, dua ediyor, gözyaşı döküyor; Kur'ân okuyor, minarelerden kâinatın Rabbine Ümmet'in kurtuluşu için 'hayyele'l-felah!' niyazında bulunuyor, mihraplarda secdeye kapanıyor...

Çoğumuzun dikkatini çekmiyor, kurduğu hayali hayal edemiyor. O yalvarışlarının, seccadeleri ıslatan gözyaşlarının boşuna aktığını sanıyor, ümmetin ızdırabıyla kavrulan yüreğinin sesini duymuyor.

Ben, o hayalin bir gün mutlaka gerçekleşeceğine inananlardanım!

Asırlardır acı ve ızdırap çeken bu ümmetin, Uzun Adam'ın cehd ve gayretinin karşılığı olarak da olsa, doğmakta olan Fecr-i Sadık'ın aydınlığıyla yeniden dirileceğine inanıyorum.

O Uzun Adam'ı anlıyorum...

Biliyorum ki, "Onun davasının çilesi, eski ümmetlerdeki ferdiyetçi manastır çilesi değil; aksine İslam'daki cemiyeçi dinamizm çilesidir. Bir bakıma fertleri birer cemiyet kıvamına getirmenin çilesi!.."

Erhamu'r-Rahimîn olan Rabbim, sağlıkla Uzun Adam'ın ömrünü uzun eylesin!
 

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik