Bizim Medeniyetimizin Nüvesi Güzel Ahlaktır

Binalar ne kadar gösterişli ve muhteşem olsa da onu ‘yuva’ yapan bir kısım değerler vardır. İnsanlar ne kadar zengin ve şöhretli olursa olsun onları daha değerli kılan başka hususiyetlere de ihtiyaç vardır. Şehirler, ülkeler ve milletler için de durum farklı değildir. Mesele eskilerin değişiyle eşyaya ruh katmaktır. Yoksa ne göz bakar görmez, el tutar hissetmez, gönül hoşlanır ama sevmez. Gönlün ve ruhun diline, gıdasına kafa yormadan hayatı anlamlandıramazsınız.

Bir toplumda genel kabul gören veya benimsenen her türlü duygu, düşünce, davranış ve kurala değer adı verilmektedir. Değerler insanları, toplumları ve milletleri ayakta tutan, onları adeta renklendiren ve farklı kılan unsurlardır. Dolayısıyla çok kıymetlidirler.

Bizim toplumumuz açsından aile çok önemli bir konuma sahiptir. Ailenin vazgeçilmez bir değer olarak geleneksel kültürümüzde ve medeniyetimizde çok önemli bir ağırlığı vardır.

Aile Kutsaldır

Aile yapısındaki düzen, ahlak ve terbiye düzeyi toplumun genel seviyesini de gösterir.  Sağlam bir aile yapısı aynı zamanda sağlam bir toplum, sağlam bir millet ve sağlam bir devlet hayatının da işareti olup; ailedeki düzen, ahlak ve terbiye önce topluma, sonra millete ve en sonunda devlete sirayet eder.

Bunun yanında aile, o güne dek toplumda birikim halini almış maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran sağlam bir kültür köprüsü gibidir.
Bu nedenle mutlaka korunması ve zamanın şartlarına ayak uydurarak sürekli yaşanılır kılınması gereken geleneksel aile yapımız, bizim milli kültürümüzde başka hiçbir değerle karşılaştırılamayacak kadar önemli bir konuma sahiptir.

Çağımızın gelişme düzeyine paralel olarak toplumlarda meydana gelen ekonomik büyüme, şehirleşmenin hızlanması, kapitalizmin bireyselliği öne çıkaran özelliği gibi nedenlerden dolayı evrensel bir toplumsal kurum olan aile yapısının ve geleneksel değerlerin bütün dünyada zayıfladığı bir süreci yaşamaktayız.
Bir kısım yanlış değerlendirmeler, algılamalar ve sözüm ona özgürlük ve serbestlik adına bizim ülkemizde de geleneksel aile yapımızın bir kısım dejenerasyonlarla karşı karşıya kaldığını üzüntüyle müşahede etmekteyiz.

Devletin sağlıklı, sağlam bir toplum yapısı ve mutlu bir gelecek için aileyi koruyan tedbirler alması elzemdir. Geleneksel aile yapımızda meydana gelen söz konusu bozulma ve zayıflamadan en fazla zararı kadınlar ve çocuklar görmektedir. Dolayısıyla kadın ve çocuk haklarının ileri seviyede olması aynı zamanda ailenin de korunması anlamına gelmektedir.
  
Kadın ve Çocuklara Pozitif Ayrımcılık Yapılmalıdır

Ülkemizde kadın hakları benzer ülkelere nazaran önemli ölçüde ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Çocuk hakları ve çocuklarımızın korunmasına yönelik tedbirlerde ise ülkemizde henüz istenilen seviye yakalanmamış olup, yapılması gereken yasal düzenlemeler ve eğitim çalışmalarında bazı eksiklikler söz konusudur.

Özellikle çocuklarımızla ilgili ciddi ihmaller söz konusudur. Ülkemizde halen sokak çocuklarının dramı, cinsel istismara uğrayan çocukların çaresizliği, yurtlarda kalan çocukların yaşadığı sıkıntılar ve kaybolan çocuklar meselesi her zaman gündeme gelmektedir.

Gazetelerin üçüncü sayfaları ve televizyonların çok izlenen programları çocukların çeşitli şekilde istismarını konu edinen haberlerle doludur. Bu durum ülkemiz adına hem üzüntü ve utanç kaynağı olmakta hem de geleceğimizden endişe edeceğimiz bir toplumsal hastalığa işaret etmektedir.

Devlet bu duruma seyirci kalamaz, kalmamalıdır.

Kayıp çocuklar meselesi hale kanayan yaramızdır. Kaybolan aslında ülkemizin geleceği, güvenliği ve huzurudur. Bugün itibarıyla tahminen 2000 çocuk halen kayıptır. Devletin başında bulunanlar bu duruma bir an önce çözüm bulmalıdırlar. Kayıp çocuklar hakkında devlet etkin bir çalışma yürütmeli ve bu konuyla ilgili olarak emniyet teşkilatlarında özel bir birim oluşturulmalıdır. 

Aynı şekilde sokak çocukları, cinsel istismara maruz kalan çocuklar, devlet yurtlarında kalan çocuklar için de dramatik bir tablo söz konusudur.

Her ne gerekçeyle olursa olsun yüz yüze kaldığımız sorunları ve toplumsal gerçekleri gizlemek veya halı altına süpürmek hiçbir şekilde çare değildir. Sorunların üzerine gitmek, çözüm için yürek koymak, akıl ve vicdanla hareket etmek bireylerin devletten beklediği yöneten üst iradenin bir gereğidir. Bu üst irade ortaya konulduğu vakit görülecektir ki meseleler çözüm yoluna girmektedir. Toplumsal sorunların bir anda sona ermesi elbette düşünülemez fakat devletin etkin gücü ve iradesi çok önemlidir.

Bilindiği gibi ülkemiz kadın ve çocuk haklarıyla ilgili bazı uluslararası sözleşmeler imzalamıştır. Ayrıca, ülkemiz Avrupa Birliği’ne aday ülkelerden birisidir. Ülkemiz çocuk ve kadın haklarıyla ilgili olarak uluslararası soruşturma ve denetime açıktır.

Siyasi irade kararlar alırken veya yasal düzenlemeler yaparken söz konusu uluslararası yaptırımları düşünerek hareket ederken kendi kültürel yapımızı ve geleneksel birikimimizi de göz ardı etmemelidir. Kanun yaparken kriter olarak Batı kültüründen devşirilme sözüm ona evrensel değerlere uygunluk yerine kendi milli kültürümüzün değerleri de göz önüne alınmalıdır. Toplumsal huzurumuz için bu ölçü hayati derecede öneme sahiptir. Batı kültürü ile bizim kültürümüz arasında ciddi farklılıklar söz konusudur. Dolayısıyla AB’ye uyum yasaları yapılırken milli kültürümüzle çatışmayacak kanun ve düzenlemeler yapmaya dikkat edilmelidir.

Kadın ve çocuklarla ilgili pozitif ayrımcılık getirecek yasal düzenlemelerde Avrupa kültürünün aile yapısı ile bizim kültürümüzün aile yapısını düzenleyen değerler manzumesi birbirinden farklı olduğu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Yapılacak yasal düzenlemelerde milli kültürümüzden ilham alınmalı fakat evrensel insan haklarını da kuşatacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Görünüşte sıradan bir düzenleme gibi görülse de esasında geleneksel aile yapımızı ilgilendiren bu gibi konularda hükümet yasal düzenlemeler yaparken toplumun bütün kesimleriyle mutabık kalmaya azami dikkat etmelidir.

Özgürleşmek Başka Ahlaksızlık Başkadır

Diğer bir güncel konu ve sorun ise özellikle son zamanlarda reyting kaygısıyla televizyon dizilerinde ve kadın kuşak programlarında geleneksel aile yapımızı tehdit eden, kadın ve çocuklarımızı rencide eden bir anlayış ve bakış açısıyla hareket eden yapımlara sıkça yer verilmesidir.

Televizyon yayınlarıyla ilgili devlet yasal olarak çeşitli yaptırımlar yapma hakkına sahiptir.

Toplumu, aileyi ve bireyi sözüm ona özgürleştirme iddiasıyla hareket eden sorumsuz yayınlara karşı devlet aileyi ve milli kültürü korumacı bir şekilde hareket etmelidir.

Hem evrensel değerler ölçeğinde hem de milli kültürümüze göre ahlaksızlık olarak kabul edilen fiilleri ve çarpık ilişkileri özgürlük ve serbestlik adına topluma sunmak hiçbir şekilde doğru değildir. 

Siyaset ve devlet adamlarının sosyal sorumlukları da vardır.

Toplumun ahlakını hedef alan yapımlar için ilgili bakanlığın yapması gereken birçok çalışma vardır. Günümüzde çeşitlenen iletişim kanalları söz konusu olduğu için bu türden toplum ahlakını dejenere  etme hedefiyle hareket eden yayınları izleyen ve gerekli yaptırımlar için hareket eden kurumlara ihtiyaç vardır.

Devlet cezalandırıcı olduğu gibi ödüllendirici de olmalıdır. Geleneksel aile yapımız ve genel ahlak açısından tehdit olan yapımlar cezalandırılırken, söz konusu değerleri önemseyen güzel örnekler de ödüllendirilerek, teşvik edilmelidir. Televizyon yapımlarının izlenmesi ve yaptırımlar uygulanması konusunda RTÜK ile birlikte Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın da etkin ve yetkin bir konum elde etmesi gerekmektedir.

Ahlaksızlık Modernizmin Hastalığıdır

Ahlaksız zenginlik, ahlaksız özgürlük, ahlaksız güç bu çağın önemli hastalıklarıdır. Toplum ve devlet olarak bu konulara gerekli önemi vererek söz konusu bu hastalıklara kapılmamak hem bugün hem de yarınlarımızdaki huzur ve mutluluğumuz için elzemdir.

Modern zamanların her türlü olumsuzluğuyla yüz yüze kaldığımız günümüzde değerler eğitimi her şeyden önemlidir. Şayet bu eğitim etkin kanallar yoluyla doğru şekilde verilmezse çocuklarımızın inşaları Allah ile aldatan FETÖ gibi kirli örgütlerin eline düşmesi de diğer riskler kadar önemsemeli ve ona göre önlemler geliştirilmelidir.

Çağlara hükmeden bir medeniyeti çocukları kapitalizmin bütün zorlama ve güdülemelerine inat, genel geçer alışkanlıklara yenilmeden güzel ahlakı hayatının merkezine koymalıdır. Bu noktaya sabitlenmeden atılacak her adım mutlaka yanlış bir yola sapacaktır.

Değerler eğitimi dediğimiz disiplinden murat ahlaklı olmak, illaki güzel ahlaktır.

Ne güzel buyurmuş Hz. Peygamberimiz ( sav); “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim…”

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik