YENİ DÜNYA DÜZENİ ve YENİ TÜRKİYE

Dünyanın bugün geldiği aşamada demokrasiye, kalkınmaya, büyümeye ve evrensel değerlere İngiltere’nin emperyal etkisini ve katkısını inkâr edemeyiz. Dünyanın son 300 yılında  İngiliz siyasetinin belirgin emperyal üstünlüğüne şahit olursunuz. Önemli buluşlar, önemli ideolojiler, önemli savaşlar ve önemli kırılma noktalarında hep İngilizleri görürsünüz. İngilizcenin bugün evrensel tek dil oluşunda bile işte bu son 300 yıldaki İngiltere ve İngiliz siyasetinin hâkimiyetinin belirleyici gücü vardır. 

Artık İngiltere, Avrupa Birliği üyesi bir ülke değil. Referandumda İngiliz halkı birlikten çıkma kararı verdi. Yepyeni bir dönem açıldı. Sadece İngiltere açısından değil bütün dünya açısından yeni bir döneme girildi.  Bu büyük olay sadece İngilizlerin göçmen korkusundan kaynaklanmıyor. Bir ham hayale, pembe rüyaya artık bir son verilmesi gerektiğinin en net ve sert cevabı verildi. Avrupa Birliği’nin taşınması zor bir yük olduğu, günümüz dünyasında yükselen milliyetçilik akımlarıyla birlikte sözde Avrupalı değerlerinin fantastik bir ütopya anlamına geldiği mesajını herhâlde ilgilileri almıştır.  İngiliz siyaseti bütün dünyaya sözde sürpriz yapıyordu ama bizce kendi tarihlerinin gereğini yerine getiriyorlardı. Almanya’nın gücüne güç kattığı bir birliğin güçlenmesini İngiltere niçin istesin? Avrupa’nın yakın tarihinde büyük dünya savaşları acımasızca yaşandı. Mezhep savaşları, 50 yıl savaşları, yüzyıl savaşları tarihin tozlu sayfalarında bırakıldı ama asla unutulmadı.

Tarih şuuru ve muhafazakârlığıyla bilinen İngiliz siyasetinin ham hayallerle fazla zaman geçirmeyeceği belliydi zaten. Ortak para birimine geçmemekle mesaj verilmişti. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı nazlı tutumuyla İngiltere’nin tavrı biraz benzerlik de göstermiyor değil. İngiltere hiçbir zaman AB’ye inanmadı ve taşın altına elini koymadı.

Bu ayrılığın birçok başka nedenleri de var ama bizi daha çok ilgilendiren bundan sonra oluşacak yeni dünya düzeninde Türkiye’nin ne yapması gerektiğidir. Belli ki Türkiye’nin AB üyesi olması pek istenmiyor. Zaten yıllardır söylediğimiz de başka bir şey değildi. Türkiye’nin tarihi, kültürel, ekonomik ve demografik potansiyeli AB ile nikâhını imkânsız kılmaktadır. Siyaseten kimse net konuşmuyordu ama her bıçak kemiğe dayanma anında AB gerçek yüzünü gösteriyordu. Türkiye’de de Batıcı hayalperestler dışında AB’ye inanan ve güvenen sayısı her geçen gün azalmaktadır.

Peki, bu şartlar altında Türkiye ne yapmalı, kendine nasıl bir yol çizmelidir? Dünyanın gelişmiş ülkelerine ve milletlerine bakınca geçmişten ilham alan bir gelecek tasavvur ettiklerini görüyoruz. Rusya, Çarlık dönemine, Almanya imparatorluk dönemine, İngiltere ve Fransa da kendi tarihi misyonlarının peşine düşmüş vaziyetteler. Bizim Osmanlı gibi bir medeniyet ve mirası yıllar yılı ötelememiz ne fayda verdi? Kime yaranabildik?

Dolayısıyla bugün Osmanlı mirasına yönelik siyasetler üretmemiz hem hakkımız hem mecburiyetimiz hem de görevimizdir.

Osmanlının otoritesi ve yönetim anlayışı yüzlerce yıl barış ve istikrar sağlamıştır. Osmanlı’nın çekildiği coğrafyalarda bugün adalet ve barış aranıyor. Birilerinin iddia ettiklerinin aksine yeni Osmanlıcılık, dünyaya; huzur, barış ve istikrar getirme projesidir. Sömürünün, zulmün yerine paylaşım, adalet, barış ve hoşgörünün hâkim olması idealidir.

Türkiye’nin önünde sadece Osmanlı hinterlandından doğan fırsatlar değil ata yurtlarından gelen güzel müjdelerin açtığı yeni imkânlar da vardır. Özellikle yer altı zenginlikleri ve bakir imkânlarıyla Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle kurulacak iyi münasebetler bu asrın Türk Asrı olarak adlandırılmasını kendiliğinden doğuracaktır.

Böyle büyük imkânlara sahip olan Türkiye’nin bağımsız ve kendi özgül ağırlığına uygun bir tarzda istikamet belirlemesi gerekmektedir. Çok şükür son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Söz konusu imkânları ve geleceği gören sadece bizler değiliz. Bilumum kadim düşmanlar ve işbirlikçileri terör örgütleriyle, paralel ihanetlerle Türkiye’nin bu kutlu yürüyüşünü engellemeye çalışmaktadırlar.

Çok şükür Türkiye, önemli merhaleler aşmıştır. Yokuşu tırmanıp düze çıkmıştır. Bundan sonra yapması gereken hızlanmaktır. Sağa, sola, arkaya bakmadan kızıl elmaya doğru hızlı adımlar atma zamanıdır. Büyük Türkiye ve Dilde, Fikirde, İşte bir olması mümkün olan Türk-İslam Birliği ilahi bir hediye gibi tekrar önümüze sunulmuştur. Tarihten aldığımız ilham ve güçle hep beraber bu kutlu yürüyüşte herkes üstüne düşeni yapmalıdır. Yoksa vebal vardır, sorumluluk vardır, hesap günü vardır. Ay yıldızlı al bayrağa borcumuzu ödeme zamanıdır.
Yiğit düştüğü yerden, Sancak nerede düştüyse oradan kalkacaktır.

İnanıyoruz ki İlahi kaderimiz gereği önümüzdeki asır Türk Asr’ı ve bu asır da en gür seda İSLAMIN SEDASI OLACAKTIR.

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik