Ya Olacağız Ya Öleceğiz

1071’den bu yana üzerimize oynuyorlar… Yenilgiyi sindiremediler, ay yıldızlı al bayrağın göklerde hür ve müstakil şekilde dalgalanmasını kabul edemediler, Türklerin Anadolu’yu yurt edinmesini, İslam’ın bayraktarlığını yapmasını istemediler, istemiyorlar… Cinlikler, şeytanlıklar, tuzaklar, pusular, savaşlar hep bu yüzden…

Bu coğrafyada yaşamanın bedelini bin yıldır malımızla, canımızla, kanımızla ödüyoruz. Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez.  Bu toprakları son damlamıza kadar kanımızı akıtır da teslim etmeyiz, biliyorlar, bu yüzden korkuyorlar ve saldırıyorlar… İçeriden, dışarıdan her yerden saldırıyorlar…

Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlarda, şu ideoloji bu ideoloji demeden, şu meşrep bu meşrep düşünmeden, şu parti bu parti ayrımı yapmadan ‘söz konusu olan vatan’ düsturuyla yürümemiz gereken bir dönemdeyiz. Bütün şer güçler toplanmış içerideki hainler eliyle Türkiye’yi diz çöktürmeye çalışıyorlar.

15Temmuz FETÖ kalkışması bu çerçevede bir ihanettir. Fakat millet ve devlet omuz omuza vererek, tıpkı Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da olduğu gibi düşmanlara geçit vermedi. Şimdi bu sürecin devamı kabilinden devlet bir kısım önlemler alıyor. Çok gizli ve çetrefilli ilişkiler yumağına sahip bir örgütle mücadele ediliyor. Bu mücadelede bazen kurunun yanında yaş da yanıyor fakat kimse karamsarlığa kapılmasın. Sisli hava dağıldıkça düzeltmeler de yapılıyor. Ülkemiz hukuk devletidir. Nihayetinde son karar bağımsız mahkemelerindir. Bir bardak suda fırtına kopararak mücadeleyi sulandıramamak gerekir. Muhalefet bu milli davada ilk günkü gibi sağlam duruşunu devam ettirmelidir. Vatansız FETÖ, Türkiye düşmanı hain bir yapıdır. Bu açık ve nettir. Bu noktada MHP’nin vatansever ve dirayetli duruşu takdire şayandır. CHP’nin ise fırsat siyaseti yerine feraset siyaseti yürütmesinde hem kendisi hem de ülkemiz açısından çok ciddi faydalar olacaktır. Türkiye tarihinin en doğru ve en etkin mücadelesi veriliyor. Armudun sapı üzümün çöpüyle uğraşılacak vakit değildir.

Afganistan Bozgunu ve İkinci Körfez Savaşı’ndan sonra küresel güçlerin savaş taktiklerinde önemli bir değişiklik yaşandı. Artık kara savaşını kendi askerleriyle değil yerel işbirlikçilerle yürütüyorlar.  Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta yürüttüğü mücadele bu noktada çok çeşitli engellerle karşı karşıya kalmaktadır. DEAŞ, BTÖ (PKK, PYD, YPG) ve sair örgütlerle mücadelede adeta at izinin it izine karıştığı bir tabloyla karşılaşılmaktadır. ABD ve AB’nin özellikle BTÖ (PKK, PYD, YPG) korumacılığı Türkiye’yi neredeyse yol ayrımına getirmiştir. Koalisyon güçleri içlerindeki bir ülkeye adeta tuzak kurar gibi davranmaktadırlar. Bu noktada Türkiye’nin kendi güvenliğiyle ilgili bağımsız davranması çok doğru ve yerinde bir tutumdur. Türkiye’nin BTÖ (PKK, PYD, YPG)’ye izin vermemesi milli bir mücadeledir. Müttefiklerimizi samimi davranmaya davet ediyoruz. Türkiye her türlü alternatifi masaya getirirken ABD ve AB’nin PYD ısrarını iyi niyetle karşılamak mümkün değildir. Türkiye’nin kendi güvenliğinin üstünde hiçbir değer kabul edilemez. Yeni Türkiye’ye, Osmanlı’ya yaptıkları gibi etrafını sarıp diz çöktüremeyecekler. Tıpkı 2. Abdülhamid gibi dirayetli bir Başkomutana sahibiz. Dolayısıyla saflar her geçen gün netleşiyor. Herkes tarihe, millete ve Allah’a vereceği hesabı düşünerek saflarını belirlesin ki yeniden nedamet şiirleri yazılmasın… Başka Türkiye yok… Türkiye kendi içinde bu birlik ve beraberliği sağlarsa Abdülhamid’in vasiyeti hayat bulur ve güneyimizde herhangi bir tehdit kalmaz.

FETÖ’yle mücadelede klasik değişle sathı mücadele vardır ve o satıhtır bütün vatandır. Bu ihanet hücreleri bütün uzuvlardan temizlenene kadar devam etmelidir. Bu noktada siyaset kurumu dokunulmaz değildir. Bu mücadele paranoyayla değil delillerle yürütülmeli. Bürokrata, esnafa, öğrenciye dokunuluyorsa siyasetçiye de dokunulacaktır. Bu milli güvenlik meselesidir. Kimse endişe duymasın ama yargısız infazlara da fırsat verilmemelidir. Ülkeyi istikrarsızlaştıracak, fırsat kollayanların ekmeğine yağ sürecek uygulamalara da dikkat edilmelidir. Bu noktada özellikle son zamanlarda toplumda ve devlette bilinçli bir şekilde FETÖ korkusu yayarak amaçlarına ulaşma gayreti güdenler var. Evet, bu ülke BTÖ’ye ve FETÖ’ye teslim edilmedi ama eski tüfek Maoculara da, Marksistlere de teslim edilmeyecektir. Kimse ham hayal peşine düşmesin.

Türkiye’deki mücadele en açık haliyle terörle mücadeledir.  Bölücü terör örgütü sahiplerince yine azdırılmış vaziyette. Kadim düşmanlar biliyor ki Türkiye FETÖ ve PKK belasından kurtulursa çok kısa zamanda böyle bir Türkiyedaha ortaya çıkar. Dolayısıyla canhıraş tuzaklar, kaoslar peşindeler. Bu noktada devlet aklı bellidir. Terör örgütleri arasında ayrım olmaz ama öncelikler ve aciliyetler değişebilir. Bugünkü durumda hem BTÖ hem de FETÖ ile mücadeleyi aynı anda eşgüdüm içinde yürütebilecek güce ve imkânlara sahibiz. Dolayısıyla fitnelere de fırsat vermemek açısından bölücüler dağdan, ovadan temizlendiği gibi bürokrasiden ve ticaretten de temizlenmelidir.

Savaş en acımasız şekliyle, kahpece sürdürülüyor. Tarihimizde nice kahpelikleri, hile ve desiseleri alt etmiş bir milletiz. Yeter ki toplu vursun yürekler, hiçbir düşman oyunu galip gelemez. Ya istiklal ya ölüm… Ya olacağız ya öleceğiz…

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 13/3 Çankaya / Ankara

  • 0312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik