Refrandum Son Değil Başlangıçtır

Yönetim sistemlerini de kuran insanlardır. Elbette eksikleri olacaktır, zamanı gelince değişecektir. İlahi bir emir değildir ki eleştirilmesin veya değiştirilmesin. Zamanın ve şartların değişmesi gibi sistemler de değişebilir.

Şimdi referanduma gittiğimiz Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili “ne gereği vardı, daha uygun bir zamanda yapılamaz mıydı, tek adamlık sistemi”gibi pek çok eleştiriler yapılıyor. Tabii ki eleştiriler de olacak, isteyen istediği tercihte bulunacak.

Demokrasinin gereği yapılıyor. Hiç kimse demokratik tercihinden dolayı eleştirilemez, suçlanamaz, aşağılanamaz. Kimse evet dediği için cennetlik değildir yine hayır dediği için de aşağılık değildir. Herkes kendi çapında bir kısım değerlendirmelerle, memleket için kendince doğru olanı yapmaya çalışıyor. Bu noktada yaralayıcı üsluplardan kaçınmak da en az referandumla amaçlanan daha aydınlık ve büyük Türkiye ideali kadar mühimdir. Birbirimizin yüzüne bakacak ölçüde eleştiriler ve suçlamalar makul görülebilir. Memleket için, barış ve huzurumuz için üslubumuza dikkat etmemiz gerekiyor. 

Şurası bir gerçek ki bugün Türkiye’nin çevresi adeta ateş çemberi gibidir. Bu ortamda siyasilerin de gerilim içinde olmaları son derece normal ama tam da soğukkanlı ve anlayışlı olunacak hassas bir dönemden geçiyoruz. En büyük gücümüz olan birlik ve beraberliğimizi rencide edecek söylem ve eylemlere karşı hep mesafeli durmak lazımdır.

16 Nisan tarihi bize göre yeni Türkiye’nin miladı olacak kadar önemli bir dönüm noktasıdır. Referandumdan evet çıktığı vakit daha aydınlık ve güçlü bir Türkiye sayfasının açılacağından adımız gibi eminiz.

Bizim inancımız; ifrat ve tefrit noktasında durmamamız gerektiğini söylüyor. Bu sebeple her türlü radikalizmi reddediyoruz. Din, devlet, millet, vatan, tarih, insan ne adına olursa olsun her türlü aşırılığın sonucu zarardır, hüsrandır, acıdır, ıstıraptır. Dolayısıyla aynı gemide olduğumuzu, başka Türkiye’nin de olmadığı bilinciyle yürümemiz gerektiğini her zaman aklımızda tutmalıyız diye düşünüyorum. Tamda bu noktada BTÖ ve FETÖ terör örgütlerinin ve sempatizanlarının yanı sıra, AB ülkelerindeki malum çevrelerin “Hayır cephesinde durması hususunda” sağduyulu her bir vatandaşımızın “şapkasını önüne koyup düşünmesi” ile ilgili tarihe bir not düşmek isterim.

Bize göre Türkiye, parlamenter sistemin ağır aksak yürüyüşünden çok çekti. Güçler ayrılığı prensibinin bahaneye dönüşüp statükonun egemenliğine hizmet eden bir mekanizma işlevi gördüğüne defalarca şahit olduk. Devlet; eşgüdüm içinde yürümesi gereken bir mekanizma olması gerekirken, birbirine meydan okuyan kurumlar ve hegemonya peşine düşen bürokratik oligarşiden ibaret çok çeşitli dengeler barındıran hantal bir yapıya dönüşmektedir. Yaşanan tecrübeler sonundagörülmüştür ki,bizdeki haliyle parlamenter sistemdemilli irade büyük bir tiyatro oyununda sadece tamamlayıcı bir unsurdur. Tek başına belirleyiciliği yoktur. Dolayısıyla ya revize edilmeye ya da değişime ihtiyaç vardı. Ayrıca Cumhurbaşkanının seçimle gelmesinden sonra zaten fiili olarak da devlette ciddi bir çelişki oluşmuştu. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın yüksek liderliğiyle devlette çok ciddi sorun olmadan mesele idare edildi ama sistem artık değişmek zorunda. Türkiye jeopolitik konjonktürü dolayısıyla artık parlamenter sistemi taşıyamaz hale gelmiştir. O yüzden meseleye devletin bekası zaviyesinden yaklaşıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik en büyük eleştiri; gücün tek elde toplanması ve dolayısıyla olası bir tek adam yönetimi korkusudur. Sistem kendi içinde denetim mekanizması kurmuş olacağı için bu korkuya asla gerek yoktur.Cumhurbaşkanına sadece yönetimde hızlı karar alma imkânı tanınmaktadır. Türkiye’nin düze çıkacağı, halkın iradesinin tek belirleyici olduğu bu sistem, tek adamlık polemiğinde boğulmak isteniyor. 16 Nisan’da milletin EVET oylarıyla değişecek olan yeni hükümet sisteminde iktidar olma şansı olmayanların propagandasına millet itibar etmeyecektir.

Devlet desistem de her şey insan içindir. 16 Nisan’dan sonra da aynı havayı teneffüs edip aynı sudan içeceğiz. Ülkemizin içinden geçtiği bu hassas dönemde AB ülkelerindeki malum çevrelerin, Kandil’in ve Pensilvanya’nın 16 Nisan halk oylaması ile ilgili ilginç ve açıktan işbirliğini de göz ardı etmeyerek, hiçbir provokasyona alet olmadan; tek vatan, tek bayrak, tek devlet, tek millet için sandığa gidelim. Egemen ve zengin Millet, Güçlü ve Hadim Devlet için oyumuzu kullanalım.

Facebook
Twitter
  • BİZE ULAŞIN

  • Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No: 15/7 Çankaya / Ankara

  • 312 285 71 71

  • 0312 285 71 72

  • yerlidusuncedernegi06@gmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik